38 kiloya düşen Esra Özakça’dan çağrı: Gün geçtikçe süreç daha yakıcı hale geliyor

Açlık grevinde 240 günü geride bırakan Esra Özakça 38 kiloya düştü. Geçen her dakikanın kendileri için önem taşıdığını vurgulayan Esra,  “İnsanlar bizim aç kalmamıza alıştı. Halbuki aç kalmamız  normal bir şey değil. Bu adaletsizliklerin sürmesi normal bir şey değil” diyerek kamuoyuna  şöyle seslendi: ” Biz bir dakikanın bile çok önemli olduğunu söylüyoruz. Herkesi denenen yolları tekrardan denemeye çağırıyorum.”

AKP hükümeti tarafından çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın başlattığı açlık grevi eylemi 316’ncı gününe girdi. Nuriye ve Semih, “Açlığımıza alışmayın. Tek talebimiz işimize dönmek” çağrısıyla bir kez daha kamuoyunun vicdanına seslenirken, Nuriye ve Semih tutuklandıktan sonra kendisi de KHK ile ihraç edilen Esra Özakça’nın başlattığı açlık grevi ise 241’inci güne girdi. Mardin Mazıdağı’nda eşi Semih Özakça ile öğretmenlik yapan Esra, Semih’in ihraç edildiği KHK’nin hemen ardından başka bir KHK ile mesleğinden, çok sevdiği öğrencilerinden ayrılmak zorunda kaldı. Şimdi açlık grevinde 240 günü geride bıraktı. Tüm saldırı ve baskı politikalarına rağmen eyleminde ısrarcı olan Esra’nın sağlık sorunlarında ciddi bir artış yaşanırken, geçen her dakika önem taşıyor.
ANİ KİLO KAYBI İLE BİRLİKTE 38 KİLOYA DÜŞTÜ
Son haftalarda çok fazla kilo kaybı yaşayan Esra, sebebini kendisinin de doktorlarında bilmediğini; ancak  açlık grevinde ani kilo kayıplarının  zaman ilerledikçe yaşanabileceğini belirtti.   Şu an kıyafetlerle 38 kilo olduğunu söyleyen Esra, “Bu benim bünyem açısından ciddi bir kayıp. 65 kiloydum Semihler greve başladığında. Ben başladığımda ise 57 kiloydum. Çok fazla kilo kaybım oldu” dedi.
‘GÜN GEÇTİKÇE SÜREÇ DAHA YAKICI HALE GELİYOR’
Grev ilerledikçe sağlık sorunlarının arttığını söyleyen Esra, ayaklarında sinir hasarından kaynaklı yanma,  kas ağrıları yaşadığını, boyun kaslarının zayıflamasından kaynaklı ise boynunu tutamadığını ifade etti. Bu sorunların yanı sıra zaman zaman tek başına yürümede sıkıntı çektiğini söyleyen Esra, “Ani tansiyon düşüklüğü ve gözlerde kuruluk oluyor. Tabi iç organlardaki hasarın seviyesini şimdilik bilemiyoruz. Açlık grevinden sonra göreceğiz ne olduğunu. Gün geçtikçe bu süreç daha yakıcı bir hale geliyor” şeklinde konuştu.
‘BİZİM AÇ KALMAMIZ NORMAL BİR ŞEY DEĞİL’
Nuriye’nin “alışmayın”  sözlerine hatırlatan Esra, “Gerçekten de bir alışma hali var. Halbuki Bizim aç kalmamız normal bir şey değil. Bu adaletsizliklerin sürmesi normal bir şey değil” dedi. Eşi Semih ile birlikte gece uykularında problem yaşadıklarını gündüz ise yalnızca belirli aralıklarla uyuyabildiklerini söyleyen Esra, “İkimizin dengesi biraz farklı o anlamda. Örneğin onun daha önce geçirdiği evreyi ben şimdi yaşayabiliyorum. Ya da kişisel farklılıklardan kaynaklı bambaşka şeyler yaşıyoruz” ifadelerini kullandı. Gün içinde Semih ile birlikte ziyaretçileri kabul eden Esra, bunun dışında zamanların büyük bir çoğunluğunu kitap okuyarak geçirdiklerini söyleyerek şöyle konuştu:
“Daha çok kitap okuyarak vakit geçiriyoruz. Güzel okumalar yaptık bu süreçte birlikte sudoku çözüyoruz. Bazı mekanizmaların zarar görmemesi için sürekli zihni çalıştırmak gerekiyor. Gündemi, sosyal medyayı takip ediyoruz. Bizler hakkında bir gelişme var mı diye bakıyoruz.  Bizim için çok farklı bir yaşam. Biz normalde evde akşam yemeğini yiyen daha sonra çayını içen okuyacaksa da sonra okuyan insanlardık. OHAL’den sonra KHK rejimi ile hayatımız değişti. Böyle bir süreç yaşıyoruz. Umarım ki sonuç aldığımızda daha güzel günler bizi bekleyecek. Bu sefer bedenimizin yeniden inşasında birlikte olacağız. Birlikte yeniden sağlıklı yaşama döneceğiz. Buna inanıyoruz ve bunu bekliyoruz.”
‘ÖĞRENCİLERİMİ ÇOK ÖZLEDİM’
Okulu, öğrencilerini çok özlediğini söyleyen Esra, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bir arkadaşımız geçen o taraflara gittiğinde çalıştığım köye de uğramış. Öğrencilerimden videolar geldi çok duygulandım. Oyun arabasına bile, “Esra öğretmenim seni çok özledik” yazmışlar. Zaman zaman velilerle, öğrencilerle telefonlaşıyoruz. Çok zayıflamışsın diyorlar. Onları çok özledim. Bazen derslerle ilgili durumları da arayıp anlatıyorlar. Özellikle kötü bir şey yaşamışlarsa bu beni çok üzüyor. Orada olsaydım bu durum yaşanmayacaktı belki diye düşünüyorum. Hepsi benim çocuklarım ve hepsini çok özledim.”
‘ADALETİ NEREDEN BEKLEMELİYİZ?’
OHAL komisyonunun kendileri ile ilgili hala bir karar almamasına tepki gösteren Esra, “Komisyon kendi kendini boşa çıkaran bir sürece girdi. ‘ KHK’ler ile yapılan haksızlık varsa bu komisyonda çözülecek’ dediklerini unutuyorlar. Böyle bir komisyon kurdular ancak hala KHK’ler çıkarıyorlar. O zaman biz tam olarak ne beklemeliyiz. Adaleti nereden beklemeliyiz” diye sordu.
‘BEKLENTİMİZ İNSANLARDAN, İNSANLARIN VİCDANI ÇÖZECEK’
 “KHK ile işe geri dönenlerin niçin atıldığını bilmediğimiz gibi niçin döndüklerini de bilmiyoruz. Dolayısıyla bu kıyas yapamama durumunu doğuruyor” diyen Esra, şöyle konuştu: “ Mesela kişi aynı sebepten atılmışsa o dönüyor ben dönemiyorum. Dolayısıyla benim yeniden hak arayışına girmeme engel teşkil ediyor bu durum. Bir yıl oldu komisyon kurulalı biz alınan bir karar göremedik. İlk kararları açıkladık demeleri üzerinden geçen dördünü hafta. Eğer o kararlarda Nuriye ve Semih varsa ve  bu iletilmiyorsa dört haftadır biz fazladan aç kalmış oluyoruz. Ya da karar alınmamışsa niçin böyle hayati bir durumda alınmadı.
‘ARTIK BİR DAKİKANIN BİLE ÖNEMİ VAR’
Komisyonun adalet terazisi böyle yürüyor. Biz her zaman demiştik bizim beklentimiz kamuoyundan, insanlardan. Komisyon ve iktidarın değil; insanların vicdanı bu işi çözecek demiştik.  Başkasının açlığın alışmak gerçekten kolay bilemiyorum empati mi ya da başka bir şey mi gerekiyor? Biz bir dakikanın bile çok önemli olduğunu söylüyoruz. Tekrardan denenen yolları tekrardan denemeye herkesi çağırıyorum.”
Habibe Eren – JINNEWS